Anasayfa | Arsiv | Profilim | Rss | E-Mail
MENÜLER
günün sözü
Son Yazılarım

Kategorilerim

Son Yorumlar

Arama
türkçe oku... türkçe yaşa....

temiz ekran
Arkadaşlarım


 

Cumartesi, Eylül 24, 2005 - ÜNZİLE

Kategori: sezen

ÜNZİLE

Söz: Aysel Gürel
Müzik: Onno Tunç

Ünzile insan dölü
On kardeş beşi ölü
Büyüdükçe unufak
Ve gelir de görücü
İnci gibi dişi
Görücü bilir işi
Söğüdüm ağlar gider
Olur hatun kişi
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
Onikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile
Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı
Hiçbir şey sormuyor
Korkar durur gitmez
Köyün en son çitine
İnanır o sınırda
Dünyanın bittiğine
Ünzile insan dölü
Bilinmezlere gebe
Sırların mihnetini
Yükleyip de beline
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
Onikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, August 23, 2005 - sezen

Kategori: sezen

SENİ İSTİYORUM

Dun butun gece seni düşündüm yanarak
Biran geldi ki zannettim kalbim duracak
Ellerim tutuştu hasreti okşayarak
Nasıl istedim istedim deliler gibi
Sayıkladım hep sıcak sıcak nefesini
Gel ne olursun gel son defa sev beni
Gel...Sarıl bana sarıl seni istiyorum
Gel...Neden bilmem özlüyorum ellerini ver
Yok...Yalan degil artık inkar etmiyorum yeter
Hatta belki seviyorum istiyorsan eğer
Bu gece gel yarın istersen yine git
Hatta unut ne varsa verdiğim al götür öyle git
Eve kokun siner duvarlara sesin
Hatta unut sen dün gece nerdeydin kimle seviştin

BİR KUŞ UÇUR

Hep karanlık hep karanlık
Yeter artık yeter
Bir avuç kar beyazı
Bir adım yol bana
Bir nefes ver bir fısılda
Dağlar duvar olsa önüme
Yollar kördüğüm düğümlense
Dönmem gözümü dağlasalar
İpe götürseler bir kuş uçur yeter
Bir küçük pencere
Bir aydınlık bana

BİR ÇOCUK SEVDİM

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli hatta korkulu
Her şeye rağmen bir an gülümsedi çocuk
Sıcak sade ama biraz kuşkulu
Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca yalnızca duygularıyla soydu
Ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
Şimdi çocuk büyümekte gün be gün
Butun hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak biraz küskün
Bir çocuk sevdim uzaklarda
Biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti

YALNIZLIK SENFONİSİ 

Anladım sonu yok yalnızlığın 
Her gün çoğalacak 
Her zaman böyle miydi bilmiyorum 
Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak 
Alışır her insan alışır zamanla 
Kırılıp incinmeye  
Çünkü olan yıkılıp yıkılıp 
Yeniden ayağa kalkmak 
Yalnızlığım yollarıma  
Pusu kurmuş beklemekte 
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette 
Bekliyorum bekliyorum 
Hadi gelin üstüme korkmuyorum 
Bulutlar yüklü  
Ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret 
Yokluğunla ben başbaşayız nihayet
 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, August 22, 2005 - kardelenler

Kategori: sezen

"Bütün çocuklar eşit doğar. Ama yaşam kimine daha iyi davranır, daha çok şans tanır. Eşitlik bozulur.

Yaşamın herkes için eşitlenmesi insanın en kutsal amacıdır. Önce insani, sonra toplumsal sorumlulukla elini taşın altına koyanların, koymaya hazır olanların en değerli mücadelesi budur.Ve bütün büyük dönüşümler, hayata vicdan gözüyle bakan böyle insanların gücüyle gerçekleşir. Kızlarımızı okutalım. Kızlarımız geleceğimizdir. Geleceğini yönetmek isteyenler adaleti eşit dağıtmanın vazgeçilmezliğini bilirler.

Resmi kayıtlara göre bugün Türkiye’de eğitimle tanışmamış 480.000 kız çocuğu var. Türkiye’nin bütün kişi ve kuruluşları... Biz daha şanslı doğanlar, bu şansı bütün çocuklarımızla paylaşma gücüne sahibiz.

Kızlarımızı okutalım.

Kızlarımız geleceğimizdir.’

 

KARDELEN’İN SÖZLERİ

Ne senden fazlayım
Ne senden az
Aynı macerada, ayrı biraz
Gözle biçim biçim
Kalple anlar içim
Ayrı gayrı olmaz
Sen yoksan ben hiçim
Aç kardelen aç
Dağın olayım
Suyun olayım
Göğün olayım, aç
Her çiçeğim kar altından
Güneşe giden masalında
Yaşamak yeniden tazelenir
Yeniden anlamlanır
Işığa uzanırken kardelen
Kış rüyasından
Ümidin mucizesiyle
Sevince uyanır 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Perşembe, August 18, 2005 - sezen2

Kategori: sezen

ASK iÇiN ÖLMELi, ASK O ZAMAN ASK




Hepimizin bildigi basit bir gerçek vardir:

  • "Yasanamayan firtinali asklar, Sezen Aksu'nun sarkilariyla kitlesellesir."

Can Kozanoglu'nun ifade etmis oldugu gibi, arabesk abartili bir sekilde "yasanan" iliskilerin müzigiyle zirveler yaratirken, "yasanamayan" iliskilerin zirvesinde Sezen Aksu dolasmaktadir. Askin, her ruh halini sonuna kadar yasayan ve bizlere de yasatan Minik Serçe'nin duygusal özgeçmisine baktigimizda sarkilarinin samimi ve sahici olduguna hemen inaniveririz.

Kendisine, "ask için ölmeli, ask o zaman ask" mi gerçekten diye soruldugunda, içtenlikle "öbür türlüsünü zaten ne yapayim?" diye cevap vermektedir. Sezen'e göre, bütün duygulariyla, siddetiyle, vahsiligiyle, ilkelligiyle hatta basitligiyle oldugunda "ask o zaman ask"dir. O'na göre rasyonel, 'sirket gibi' ask mümkün degildir.

Minik Serçe'nin gönül kusu uçmaya her zaman hazirdir. Çabuk asik olup, kendini hemen kaptiran Sezen Aksu , çabucak asik oldugunu kanitlarcasina tam bes evlilik yapmistir. Bu evlilikler, O'nun ruhunu beslemislerdir ve bu nedenle de kendini "çok sansli" bulmaktadir.

Hiçbir zaman "ölümüne teslimiyet"i kabul etmeyen Sezen iliskilerin süreçlerinin kendiliginden belirlendigini düsünmektedir.

Onno Tunç'la aralarinda 'köklü ve derin bir sey'in yaninda iliskilerinin 'siddet içeren bir yani da oldugunu söylemektedir. Halen evli oldugu kocasi Ahmet Utlu ise O'na göre bütün kapilarini açtigi ilk kisidir. Kocasinin kendisini samimiyetle anladigini düsünen Sezen Aksu, kocasina siddetle asik oldugunu söylemekten hiçbir zaman kaçinmamaktadir.

Sezen Aksu'nun sarkilariyla asik olma konusuna gelince, aslinda bu hiç de kolay bir sey degildir. Kaç kisinin terketmeye anlam yükleyebilecek aski, asklari vardir ki arkalarindan "geri dön, ne olur geri dön" diye yalvarabilsin? Kaç kisiye buruk bir sekilde "sen aglama, dayanamam" sevgisi akitilmistir ki, gözyaslari kurumadan "hadi gülümse" çagrisina karsilik verebilsin? Ama unutmamamiz gereken çok önemli bir sey bulunmaktadir: Minik Serçe'den baska kim bize firtinali ask günlerinin hafif sersemlikle karisik yorgunlugunu yasatabilir?

Minik Serçe'ye göre, bütün bu yazdigi sarkilar, sözler, sesi, kendi marifetiyle elde ettigi seyler degil. " Bunlar bir lütuf, bir sans. " sarki, türkü, siirle kurulan iliskilerde müthis bir masumiyet oldugunu söylüyor ve üç buçuk dakikalik bir sarki süresi içinde müthis bir uzlasma yasandigini ekliyor.

Duygu diliyle, düsünce dilinden daha samimi iliskiler kurabilen Sezen Aksu, sarkilarinda sizoid parçalanmanin en iyi örneklerini sergilemistir. sarkilarin hemen hemen hepsinde farkli bir kisilik, farkli bir noktadan hayatin acisini yasamisliga rastlariz.

O'nun sarkilarinda hep, toplumun geneline aykiri gelebilecek asklara rastlariz. 'Herseyi yakabilecek' kadar gözü kara olan Minik Serçe'nin "Dur gitme" diyebilecek zayif bir yani da bulunmaktadir. Hüzün ve nese, sik sik içiçedir, ama gene de 'sirin' sarkilari çok ender yazabildigini söyler. 'Kalbi Ege'de kalmasi'na karsin, 'bu dünya'ya da bir türlü alisamamistir.

En sevdigi sarkilari "Kaybolan Yillar" ve "Küçügüm" olan Sezen Aksu, sarkiciligiyla ilgili vermis oldugu sözü umariz yerine getirir:

  • " Bütün dünyaya sarki söylemeden ölmeyecegim. "

 

"Sezen Aksu Tarzi" diye bir tarzin var oldugunu kabul edersek ve bir sanatçinin, bilinen, begenilen karakteristik, kendine özgü bu tarzinin her eserinde karsimiza çikacagini önceden kabul edersek; bu sanatçiyi kaliplastirip, kisitlamis olmaz miyiz? Hele bu sanatçi, Sezen Aksu'ysa, is iyice karmasiklasiyor.

Bugün, artik Minik serçe'nin kendini farkli bir tarzla ifade etmesine sasirmamak gerek... "Deli Kizin Türküsü"yle baslayan kipirdanmalar, "Isik Dogudan Yükselir"le bildik kaliplarini zorluyor.

Kimileri Mevlana'dan Asik Daimi'ye uzanan bu yeni kaseti begeniyle karsiladi. O'nu "klasik" Sezen Aksu sound'unda dinlemeye alisanlarsa hayal kirikligina ugradilar.

Bir yerlerde yazmis oldugu gibi, "ruhuna birisi girmisti galiba"... Türk, Kürt, Bizansli, Ermeni, Hintli, Laz, Sünni, Alevi; yani "birileri".

Sezen Aksu'nun bu yeni albümü "Isik Dogudan Yükselir"in senfonik girisi gerçekten büyüleyici. Ege'nin zeybegi, Karadeniz'in türküsü, Güneydogu'nun ezgisi, Çingenelerin sarkisi, Yunus Emre'nin terennümü ile aralaniyor kasedin kapagi. Albüm boyunca 'kültür soku'na girmemeniz neredeyse imkansiz. Baglama, buziki, ud, kontrbas, trompet, zurna, viyolonsel el ele.

Kisacasi, Sezen Aksu, Mevlana'nin deyimiyle "simdi yeni seyler söylemek lazim" diyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->