Perşembe, Mart 9, 2006 - itirafın almancası
İstanbul Üniversitesi'nde öğretim üyesi Alman asıllı Prof. Naumark ile bir kısım talebesi Boğaziçi'nde geziye çıkarlar.
İkinci Dünya Savaşı döneminde Nazi Almanyası'ndan kaçarak Türkiye'ye sığınıp İ.Ü.'nde ders vermeye başlayan Prof. Naumark'a öğrencilerinden biri sorar:
- Hocam, Avrupa bizi neden sevmez?
- Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı Türkler'i sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin, Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanlar'ın hücrelerine sinmiştir. Sebeplerine gelince:
1- Müslüman olduğunuz için sevmez. Ama faraza laiklik şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam eder.
2- Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar:
Tarihten Türkler çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir.
3- Avrupa'nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa'yi pazar yapmaya başladınız.
4- En az 400 yıl, Avrupa'da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz.
5- Selçuklular Anadolu'yu, Osmanlılar ise orta Avrupa ve Balkanlar'ı, Haçlı ordusuna mezar ettiler.
6- Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağladılar.
7- Selçuklu ve bilhassa Osmanlı, İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydiler, İslamiyet bugün belki sadece Hicaz'da varlığını devam ettirirdi. Kaldı ki, Vehhabiliği kuranlar da, İngiliz Dominyon Bakanlığı'nin adamlarıdır. Batı her yerde İslamiyet'i, sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanli, Asr-i Saadet'i devam ettirdi.
8- Ben Türkiye'ye geldiğimde 2 üniversiteniz vardı, şimdi 19 üniversite var. (O tarihte öyle idi.)
9- Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an, Avrupa'nın refahı ve medeniyeti yıkılır.
10- Yine sizler, Avrupa'nın tarihi düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız.
Evet, almasını bilene ders ve ibretlerle dolu bir itirafname...
AKŞAM Gazatesi yazarı Sn. Şakir Süter 'in kaleminden
lilith1984'den alıntıdır
|
|
Yorum yaz!
|
2006-03-16 01:17:17 - KOYUN SÜRÜSÜ |
Yazan: iy |
bütün bunları bile bile, hala devam ediyoruz saçmalamaya...
onlarla ilişkimizi kesmeden, bilinçli adımlar atmalıyız. ama içimizdeki bu "gavur merakı" olduktan sonra; Hacivat Karagöz filmindeki gibi, bizim ecdadımıza edilen hakaretleri "SANKİ KOMEDİ" imiş gibi yutabilirsek, gülebilirsek, düşünmezsek: HİÇ BİR ŞEY İÇİN ŞİKAYET ETMEYE HAKKIMIZ YOK |
| Bağlantı |
|